Yaşlı kadını boğazını keserek öldüren cani tutuklandı

Olay, 18 Mayıs 2018 günü saat 15.00 sıralarında Kayabaşı Mahallesi’nde müstakil bir ikamette yalnız yaşayan 79 yaşındaki emekli Nezihe Temel, önce darp edilmiş daha sonra boğazı kesilerek vahşice öldürülmüştü. Evine ziyarete gelen torunu tarafından cansız bedeni bulunan Nezihe Temel’in ölümünün ardından İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro ekipleri tarafından özel ekip oluşturuldu.
Olayın gerçekleştiği mahallede yaşayan vatandaşlarla tek tek görüşen polis ekipleri, geniş çaplı soruşturma kapsamında şüphelinin eşkali üzerinden sabıkalı Uğur Alp D. ismine ulaştı. Cinayet şüphelisi Uğur Alp D.’nin Serintepe Mahallesi’ndeki ikametine operasyon yapan polis, evde kanlı elbiseler buldu. Operasyon anında evde olmayan şüphelinin yakalanması için pusu kuran polis ekipleri, sabaha karşı eve gelen Uğur Alp D.’yi kıskıvrak yakaladı.
Gözaltına alınan şüpheli emniyette alınan ilk ifadesinde torununun arkadaşı olduğu yalanıyla içeri girdiğini, yaşlı kadını önce darp ettiğini sonra öldürdüğünü itiraf ettiği bildirildi. Katil zanlısı Uğur Alp D., alınan sağlık raporunun ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Muhammet Özer
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İstanbul’da tarihi mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs bir semboldür. Bir imtihandır. Kudüs kıbledir, ilk kıblemizi koruyamazsak son kıblemizin geleceğine güvenle bakamayız. Açık konuşmak gerekirse İslam dünyası Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Sadece İslam dünyası tüm insanlık Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Bir şairimizin dediği gibi önce Kudüs’ü işgal ettiler, biz savaşı önce kendimizde kaybettik. Müslümanlar olarak yüreklerimizdeki Kudüs işgal edildiğinden beri zalime gerektiği karşı koyamadık. Osmanlı 4 asır boyunca Kudüs’ü barış huzur ve esenlik şehri olarak yönetti. 1. Dünya savaşında yenilen tarafta olan Osmanlı bazı bölgeleri olduğu gibi Kudüs’ü de terk etmek zorunda kaldı. O günden beri Kudüs huzur yüzü görmedi. Şehrin bütün dinlere saygılı yapısı bozuldu. Hristiyanların kutsalları da İsrail’in tehdidi altına girdi” dedi.

“Ben Musevilerle Siyonistleri birbirinden ayırıyorum” 

Asıl mücadelenin Siyonistlerle olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O günden beri Kudüs’ün duvarlarından Filistin topraklarından kan izleri silinmedi. Birlemiş Milletlerin 1947 yılındaki kararına göre Kudüs özel statülü bir şehir olacaktı. Bu karar Filistin’in hızla işgali ve bölgenin sakinlerinin zorla tasfiyesine doğurmaktan başka bir işe yaramadı. 1967 yılında Kudüs işgaline sessiz kalan Birleşmiş Milletler İsrail’in gerçekleştirdiği hukuksuz eylemleri sadece seyrederek bu zulme ortak olmuştur. Niçin dünya 5’ten büyüktür diyorum anlıyor musunuz? Yoksa bir ABD’nin iki dudağının arasına mahkumu olan dünyada zulümden başka bir şey göremezsiniz. Zalimler için yaşasın cehennem. Bugünde Amerika’nın attığı adıma karşı etkili bir tavır koymayan Birleşmiş Milletler zaten yıpranmış olan zemine bir darbe daha vurdu. Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinden 2 yıl sonra bir grup Yahudi tarafından Mescidi Aksa’nın yakılması aslında bardağı taşıran son damla olmalıydı. Bunlar Siyonist veya bir Siyonizm mücadelesiyle karşı karşıyayız. Maalesef Müslümanları kendilerine getirmeye yetmedi. Ben Siyonistlerle Musevileri birbirinden ayırıyorum. Asıl mücadele Siyonizmledir ve onların Müslümanlara olan düşmanlığı hiç affedilir gibi değil. Dönemin İsrail’i başbakanı bu yangının yaşandığı günkü hissiyatını, ‘Sandım ki Müslümanlar 4 bir yandan Kudüs’e gelecek korkudan uyuyamadım. Sabah kalktım ki kimse gelmedi’ diyor. O zaman anladım ki biz dilediğimiz yapabiliriz diye anlatıyor. Acı ama durumumuz bu dur” diye konuştu.

“Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur” 

Ecdadın Kudüs’ü korumak için savaştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescidi Aksa’yı Kudüs’ü ve Filistin belki dinlerimizi unutmadı ama elleri kolları bağlı bir seyirci olmanın ötesine geçemediğimizde ortadır. İsrail 1947 den bu yana dilediğini yapıyor. Bugünde aynı pervasızlıkla yoluna devam ediyor. Bu gerçekleri görmezden gelemeyiz. ABD aldığı son kararla Kudüs mahremiyetine el uzatıldı. Mescidi Aksa sıklaşan bir şekilde radikal Siyonistlerin çizmeleriyle kirletiliyor. Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz. Müslümanların Kudüs’ü eman yurdu haline getirdiğinin örnekleri var. Hz. Ömer neredeyse kimsenin burnunu kanatmadan fetih etti. Arkasında gerektiğinde bu uğurda canını vermeye hazır bir ordu vardı. Asırlar sonra Kudüs’ün üzerine yürümek için haçlılar 600 bin kişi olarak Anadolu’da vahşet sergileyerek 100 bin kişi olarak Torosları aşabildiler. Selçuklu beyleri düşmanın ne sayısından ne gerisindeki siluetten çekindiler. Haçlılar Kudüs’e girdiğinde Müslüman Musevi bırakmadan hepsini katlettiler. Selahaddin Eyyübi fethettiğinde ise teslim olanları gitmesine izin verdi. Kudüs esaret altındayken, evinde yatmayı zül sayan bu büyük komutanın mücadelesi imanın ve cesaretin ve zulme karşı direniş sembolü oldu. Haçlı seferlerinde de benzer hadiseler yaşandı. Ama tereddüt yoktu. Karşı taraf vahşetle Kudüs yürürken Müslümanlar bileklerinin gücüyle onları yenmiştir. Bu saldırı dalgasının son büyük örneği Çanakkale’dir. Ufkumuz çelik zırhlı duvarlarla kapatmaya çalışsalar da milletimizi göğsünü siper ederek bu akını durdurmuştur. Bu örneklerin hepsinde zalimler tüm güçleriyle saldırırken, Müslümanlar sadece dua ederek gözyaşı dökmekle yetinmemişlerdir. Karşılarındaki güçlerin sayısına ve teknolojilerine bakmadan bütün güçleriyle mücadele etmişlerdir. Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur. Canların ortaya konulduğu mücadele zaferle sonuçlanacaktır. Dualarımıza ve gözyaşlarımıza yüreklerimizin bileklerimizin eklemediğimiz sürece zalimi durduramayız. Çünkü hak hukuk tanımayan zalim laftan, sözden zaten anlamaz. İçindeki korkuyu, zulüm çıtasını sürekli yükselten, ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil güçtür. Şayet dünya Müslümanlar bir olur zulmün karşısına dikilirse inanın bana sırtına dayadığı lobilerin desteği tek başına İsrail’in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz” şeklinde konuştu.  

“Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir”

Müslümanlar olarak kötülük karşısında ortak karar alınamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde DEAŞ denen bir örgüt türedi, bu örgüt kimin kanını döktü. Kimin zulmü ile inletti. Şehirlerini yerle yeksan etti. Bu örgüt sadece Müslümanların kanını döktü. Sadece Müslümanlara zulmetti, İslam coğrafyasının mirasına saldırdı. Bu örgütle mücadele için gelen güçler coğrafyamızı işgal etti. Diğer örgütlerde aynı amaca hizmet ediyorlar. Proje terör örgütleri. Bu tür örgütleri Müslümanların dirliğini ve birliğini bozarak kurumsal yapılarını yıkarak bölgemizi işgale hazırlamak olduğunu gösterdi. Kudüs’ün mahremi kolay çiğneniyorsa, Filistinli kardeşlerimizin canları hiçe sayılıyorsa sebep budur. Müslüman sıfatı taşımak. Öyle kolay değildir. Ama biz bu işi çok ama çok kolaya indirgedik. Üzerinde durmamız gereken çok önemli konu var. Ben Müslüman’ım diyen herkesin peygamber efendimizin tavsiyesini çok iyi kavramalıdır, sizden herhangi biriniz bir kötülüğü gördüğünde onu eliyle değiştirsin, buna güç yetiremiyorsa diliyle değiştirsin, ona da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğuz etsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir. Bugün Müslümanlar olarak bırakınız kötülüğü elimizle değiştirmeyi, çoğu zaman dilimizle bile karşı çıkma konusunda ortak karar ne yazık ki varamıyoruz. Kalpler Allah’ın elindedir. Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir. Kendi topraklarını İsrail saldırılarını karşı savunan Filistinli kardeşlerimizi ayrı tutacak olursak acaba Kudüs meselesinde hangi Müslüman kötülüğü eliyle düzeltme şuuruna sahip. Dillerinin dahi lal olduğu bu mesele sadece kalplere hapsetmek, Allah korusun bizi o zayıf iman ikazıyla yüz yüze bırakır” diye konuştu.

“Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir” 

Müslümanlara umutsuzluk yakışmaz diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin ayaklarımızdaki Kudüs’ü gücüyle bu zulme karşı hep birlikte yürüyelim. Durmayalım. Bu yürümeye sürekli olarak devam edelim. Birilerini bu yürüyüşü görsün. Çünkü Müslümanlar umutsuzluk yakışmaz. Rabbimin müjdesi var. Üzülmeyin, eğer inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz. Bu ilahi müjdeye layık olmak için Müslümanlara diyoruz ki gelin tek bilek, tek yürek olarak zalimlerin karşısına çıkalım. Zalimin kalbine korkuyu saldığımız gün olacaktır. Kudüs’ü inşallah tüm Müslümanların kurtulmuşunun vesilesi olacaktır. Ölü topraklarını Kudüs davasıyla üzerimizden atacağımıza inanıyorum. Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyübi’nin mirasını sahipsiz bırakmayacağız. Filistinli kardeşlerimiz görevlerini vazifelerini yerine getirdiler. Bundan sonra 1 milyar 700 milyon Müslüman olarak Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir. Nöbeti almaya hazır mıyız? Bir kez daha Kudüs’ün işgalinin mahremiyetinin ihlalini, Filistinlilerin haklarının gaspını asla kabul etmeyeceğimizi ilan ediyoruz” diye konuştu.

“Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur” 

ABD’nin arabulucu değil taraf olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD büyükelçiliği taşıyarak arabulucu değil taraf olduğunu göstermiştir. Amerika sorun çözmeden yana değil sorun üretmekten yana ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyini tıkayan tek ülke ABD’dir. Birleşmiş Milletler genel kurulunun kararları ise 1947 yılından beri İsrail tarafından tanınmamaktadır. Kudüs konusunda alınacak karar elbette kimlerinin hangi safta durdurduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İslam İşbirliği Teşkilatının Zirve dönem başkanı olarak üye ülkeleri toplantıya çağırdık. Son katliam bölgedeki durumun kağıt üzerinde kalan kararlara onlarla geçiştiremeyeceğini ortaya koymuştur. İsrail’in uyguladığı terörün durdurulmaması halinde dünya hiç kimsenin kendi güvende hissetmeyeceği bir noktaya doğru gidecektir. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve gerek diğer uluslararası kurumlar tek tek devletler İsrail zulmüne karşı fiili duruş ortaya koymalarının zamanı geldi. Yenikapı meydanında bütün Müslümanları ve insanları bölgemizi ve dünyayı felakete sürükleyenlere karşı harekete geçmeye davet ediyorum. Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur. Ülkenin ve uluslararası kuruluşun kendini oyuncağı konumuna düşürmeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

“Amerika’ın İsrail konusunda attığı adımların bir gün dönüp onları vurması kaçınılmazdır” 

İsrail ve Amerikan halkını yönetimlerinin yaptığı uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dinlerin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü fanatik Siyonistlerin yerle yeksan etme niyetine karşı Müslüman’ıyla, Hristiyan’ıyla, sağduyulu Musevi’siyle hep birlikte mücadele edeceğiz. İsrail halkını, yönetimlerinin sürüklediği felakete karşı hareket geçemeye davet ediyoruz. Amerikan halkının bu uygulamaların anlamı konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Yönetimin terör örgütleri konusunda olduğu gibi terör devleti İsrail hususunda attığı adımların bir gün göre dönüp Amerika’yı da vurması kaçınılmazdır. Bu vesileyle Amerikan halkına yönetimin yanlışları konusunda seslerini yükseltmeleri çağrısın yapıyorum” dedi.

“İsrail’in en çok hedef aldığı ülkenin Türkiye, liderin ise şahsım olması doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” 

Türkiye’nin somut adımlarla tavrını ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye hem diplomatik kanallarla attığı somut adımlarla Kudüs meselesinde duruşunu gösterdi. Son gelişmelerin ardından tavrımızı açık bir şekilde ortaya koyduk. İsrail’in hedef aldığı ülkenin Türkiye, hedef aldığı liderini şahsım olması bu tavrın doğru olduğunu göstermektedir. Oradaki şahıs beni hedef alıyorsa ben doğru yoldayım. Biliyoruz ki galip olan ancak Allah’tır. İstediği kadar elinde nükleer silahı olsun, istediği kadar elinde kimse olmadığı silahlar olsun. Asıl olan rabbimin silahıdır. Onlar hangi tuzakları kurarsa kursunlar en büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır. Biz bununla yürüyoruz. Ecdadımız gibi kutsal bildiğimiz değerler uğrunda gerektiğini canımız pahasına mücadele ederiz” şeklinde konuştu.

“Bu mücadelede öncülük etmekten şeref duyarım” 

Kudüs mücadelesinde öncülük etmekten şeref duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“15 Temmuzdan Suriye operasyonuna kadar fiilen sergiledik. Kudüs aynı derecede önemli bir hadisedir. Bu mücadelede Müslümanlara öncülük etmekten şeref duyarım. İsrail’in yanlış adımları geri çevirene, masum kanların hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecektir. Burada bir kez daha İsrail zulmüne karşı direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi ifade ediyoruz. Müslümanları silkinişe, yeniden dirilişe, ayağa kalkmaya davet ediyoruz. İnsanlık herkes için büyük bir tehdit oluşturan saldırılarak haksızlıklara, şımarıklıklara karşı hareket çağırıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatını hemen İstanbul’a çağırdık. Sonuç bildirgesiyle bir karar alacağız. Vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatı tüm ülkelerde başlatılacak olan Filistin yardım kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kudüs’ün esenliğe, Filistinlilerin özgürlüğüne, Filistin topraklarının bağımsızlık kazanacağı günler yakındır.”  

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Filistin sorununun çözümü işgalin bitmesine bağlı”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Daily Sabah gazetesinde Filistin konulu bir yazısı yayımlandı. Yazısında, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının hasar ve acı üretmeye devam ettiğini belirten Kalın, “14 Mayıs’ta 62 Filistinli İsrail askerleri tarafından şehit edilirken, yüzlerce kişi de yaralandı. Son gelişmeler, Trump yönetiminin Orta Doğu barış sürecinde oynadığı rolün sonuna geldiği anlamına geliyor. Son karar iki devletli çözüm için kalan umutları bitirdi. Trump yönetimi, tarihsel olarak ‘sahada gerçeklik üretme’ ve güvenlik ile ‘doğal büyüme’ bahaneleriyle Filistin topraklarını gasp etme politikası izleyen İsrail’e tam destek veriyor. Bu yaklaşım hiçbir zaman Filistin halkının güvenliğini, özgürlüğünü ve refahını göz önünde bulundurmadı. Filistinlilerden 70 yıldır süren işgali kabullenmeleri, herhangi bir direniş göstermemeleri ve şikayet etmemeleri bekleniyor. İşgal altındaki Filistin’in hikayesi kadar trajik ve ikiyüzlü bir başka modern siyasi hikaye yoktur” ifadelerini kullandı.

“Trump yönetimi Filistinlilere umut, destek veya onları müzakere sürecinde tutacak hiçbir şey sunmadı”
ABD’nin Orta Doğu barış sürecinde dürüst bir arabulucu olduğuna inananların sayısının çok olmadığını ve Trump’ın Kudüs kararının sürecin tabutuna çakılan son çivi olduğuna dikkat çeken Kalın, “Filistinliler bu ABD yönetimiyle görüşmek istemiyor ve bu tavırlarında sonuna kadar haklılar. Zira Trump yönetimi Filistinlilere umut, destek veya onları müzakere sürecinde tutacak hiçbir şey sunmadı. ABD yönetiminin üyeleri aylardır hiçbir detay paylaşmadan ‘yeni bir barış planı üzerinde çalışıyoruz’ diyordu. Neticede bu planın yalnızca bölgeyi ateşe verme potansiyeline sahip olduğu ortaya çıktı. ABD’nin Kudüs kararı bazı Evanjelist Amerikalıların ve siyonistlerin tuhaf teolojik inançlarını desteklemiş olabilir ama şimdiden ciddi zarar verdi. Sözde Batılı liberal düzen ve onun hükümetleri ise mesele İsrail işgali olunca ya sessiz ya da çaresiz kalıyor. İsrail’in her iddiasını doğru kabul ederken, politikalarını İsrail lobilerinin talepleri doğrultusunda şekillendiriyorlar. Ne ABD ne İsrail ile yüzleşecek, onlardan sorumsuz, provokatör ve suç niteliği taşıyan hareketlerinin hesabını soracak arzuları veya cesaretleri var. Bunun yerine sorunlar kendiliğinden ortadan kaybolsun istiyorlar. Bu süreçte İsrail işgalini kınayan sayısız BM kararı bir kenara bırakıldı. Dünyada başka hiçbir ülke veya işgal gücü, İsrail kadar çok BM kararını ihlal etmemiştir” diye konuştu.
“Sahadaki siyasi gerçekler ışığında İsrail’in ‘parça parça işgal’ politikasına devam edeceği söylenebilir. İsrail, Filistin halkını dünyadan silme stratejisine bağlı kalacak” diyerek sözlerini sürdüren Kalın, “İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ‘İsrail yok olmanın eşiğinde’ kartını oynarken asıl Filistinliler, bir askeri makine ve apartheid devletinin ellerinde yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Esasen İsrailliler, resmen bir topluluk olarak tanımadıkları Filistinlilerin adını bile anmıyor. Netanyahu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırarak ne işlediği suçları ne de içeride yaşadığı sorunları örtbas edebilir. Belki uluslararası toplumun kısmi sessizliğini ve Arap dünyasındaki bölünmeyi kullanabilir ama Filistin halkının iradesini ve bizim onlara yönelik desteğimizi ortadan kaldıramaz. Netanyahu, Erdoğan’a İsrail şiddetinin işgal altında yaşayan bir halkı yok etme çabası olduğunu söyleyen tek lider olduğu için saldırıyor. Cumhurbaşkanımız, demokratik yollardan göreve gelmiş bir lider olarak İsrail’in Filistin halkına karşı işlediği suçları eleştiriyor. Elbette her zamanki gibi savaşta ilk ölen gerçekler oluyor” dedi.

“Filistin’de asıl sorun işgalin kendisidir”

Bir kez daha Avrupa ve ABD medyasının yaşananları anlatmaktan aciz kaldığını vurgulayan Kalın, konuşmasını şöyle tamamladı:

“‘Gazze’de düzinelerce kişi öldürüldü’ manşetleri atanlar İsrail şiddetinden bahsedemedi. Neticede sanki Filistinliler bir afet veya salgın hastalık sebebiyle ölmüş gibi bir izlenim uyandırıldı. Batı medyasının katil ile maktulü eşit gören haberleri, İsrailli yetkililerin savunmasız bir halka karşı şiddeti pervasızca desteklemeleri dışında bir sonuç üretmiyor. Ancak bu durum yeni değil. İsrail ne zaman Filistinlilere saldırsa aynı haberler yazılıyor. Filistinliler konuşma hakkından mahrum bırakılarak ikinci kez mağdur ediliyor. Bir apartheid devleti tarafından katledilen Filistin halkı, aynı zamanda terörle ve şiddet yanlısı aşırılıkla itham ediliyor. Filistinliler kendi topraklarında işgal altında yaşamak zorunda bırakılıyor ama evlerine sahip çıkma hakları inkar ediliyor. Her gün ayrımcılığa, hakarete ve mülksüzleştirmeye maruz kalıyor, ama antisemitizmle suçlanıyorlar. Batı medyasında çıkan haberlerin çoğu, modern tarihin yazdığı en büyük adaletsizlik ve zulüm hikayesini meşrulaştırmaya çalışıyor. Bir an eğer 14 Mayıs’ta İsrailliler değil Filistinliler 62 kişi öldürseydi dünyanın nasıl tepkiler vereceğini hayal edin. Böyle bir olay sıradan bir haber olmazdı. Bölgesel ve küresel dengeler değişir, Batılı devletler suçluları cezalandırmak için tüm imkanlarını seferber ederdi. Ordular sahaya sürülürdü. Ama fail İsrail, kurbanlar da Filistinli olunca bunların hiçbiri olmuyor. Orta Doğu’nun en ölümcül ordusuna ve koşulsuz ABD desteğine sahip olan İsrail, taş atan kadınlardan ve çocuklardan korkuyor. Oysa Filistin halkının kendilerini, ailelerini, yaşlılarını, evlerini, zeytinliklerini, hayatlarını ve haysiyetlerini koruyacak başka hiçbir şeyleri yok. Türkiye bu durumu göz önünde bulundurarak İslam İşbirliği Teşkilatını olağanüstü toplantıya çağırdı ve Müslüman ülkeleri, İsrail şiddetine karşı Filistinlileri savunmak için harekete geçirdi. Ayrıca üç günlük yas ilan edildi, Washington ve Tel Aviv’deki büyükelçiler geri çağrıldı ve TBMM olağanüstü toplandı. Trump ve Netanyahu yönetimlerinin sorumsuz ve popülist politikaları yüzünden barış, bugün her zaman olduğundan daha uzakta. Müslüman ülkeler, Avrupalılar, Afrikalılar, Asya ve Latin Amerika ülkeleri, bir araya gelerek İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerini ve Filistinlilerin mağduriyetini engellemelidir. Filistin’de asıl sorun işgalin kendisidir. İşgal sona erdirilmeden kimse için ne barış, ne güvenlik ne de kalkınma mümkün olabilir.”  

Elektrik trafosuna yıldırım düştü, ilçe merkezi ve köylerde elektrikler kesildi

İlçe Belediye Başkanı Yılmaz Kılıç, yaptığı açıklamada, ilçe merkezi ile birlikte ilçeye bağlı köylerde elektrik kesintisinin olduğunu söyledi. Kılıç, “Medaş’la görüştük. 24 köyde elektrik kesintisi oldu. Birkaç saate 10 köyün elektrikleri verilecek. Kalan köylerin ise elektrikleri ilçe merkezi ile birlikte gece yarısına doğru elektrikleri verilecek. Trafo merkezi bağlantısı dışında elektrikler yağmur sonrası yıldırım düşmesi ile kesildi. Trafo merkezinde kısa süreli yangın çıktı. Can ve mal kaybı söz konusu değil, zarar tespit çalışmaları ise yarın gün aydınlandıktan sonra yapılacak” dedi.
Medaş ekipleri ise bölgede yoğun olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Enderhan Öz
 

Muharrem İnce’nin ‘balya’ mesaisi

Osmaniye ve Adana’da miting yapmak üzere kente gelen CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İnce, bir dizi ziyaretlerde bulundu. 

Osmaniye’de miting alanına giderken yol kenarındaki tarlada saman balyası toplayan çiftçileri gören Muharrem İnce, seçim otobüsünü durdurarak tarlaya indi. 

Vatandaşlarla burada bir süre sohbet eden İnce, daha sonra traktöre binip saman balyası topladı.  

Meyve kasasında bebek, bisiklette kanepe taşıdılar

Adıyaman’da iki ilginç görüntü kameralara yansıdı. Adıyaman Atatürk Bulvarı üzerinden Sağlık Ocağı Caddesi’ne giren ve amatör kameralar tarafından kaydedilen ilk görüntüde, motosikletteki anne babanın bebeklerini meyve kasasıyla taşıdığı görüldü. Motosikletin arkasına sabitlenen meyve kasasının içerisine bebeklerini koyan anne baba, yola bu şekilde devam etti. 

Diğer ilginç görüntü de Adıyaman merkez Karapınar Mahallesi’nde kaydedildi. Kanepenin oturulan kısmını bisikletin arkasına yükleyen bir vatandaş bir eliyle bisikleti sürdü, diğer eliyle kanepeyi tutarak trafikte ilerledi.  

Ahmet Arslantaş
 

Arnavutköy’de kulübe ve araç alev alev yandı

Yangın, önceki gün akşam saatlerinde Arnavutköy Boğazköy Yunus Emre Mahallesi’nde çıktı. Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde cadde üzerindeki kulübe ve yanındaki araçta henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangını kısa sürede büyümesiyle kulübe ve araç alev alev yanmaya başladı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekibi sevk edildi. İhbar üzerine kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri hem kulübeye hem de araca müdahale etti. Vatandaşların büyük korku yaşadığı o anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı. 

İtfaiye ekipleri tarafından güçlükle kontrol altına alınan yangında ölen ya da yaralanan olmadı. Kulübenin ve aracın kül olduğu yangında bir binanın da dış cephesi zarar gördü.  

Doğan Can Cesur
 

Aracın motoruna giren yılanı itfaiye ekipleri çıkardı

Edinilen bilgiye göre olay, Üniversite Yolu üzerinde meydana geldi. Aracının motor kısmında yılan olduğunu gören vatandaş durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. 

Ekipler, olay yerine gelerek aracın motor kısmına giren yılanı kuyruk kısmından yakalayarak ölü olarak ele geçirdi.  

Etiketler: yılan

Bahçelievler’de kızlar kavgasında tekme ve tokatlar havada uçuştu

Yenibosna’da cadde üzerinde kavga eden 2 genç kız görenleri hayrete düşürdü. Cadde üzerinde sabah saatlerinde karşı karşıya gelen genç kızlar henüz bilinmeyen bir sebeple tartışmaya başladı. Birbirine hakaret eden kızlar sinirlerine hakim olamayarak cadde üzerinde birbirine girdi.

Tekme ve yumruklar havada uçuştu

Saç saça, baş başa kavga eden kızların kavgasında tekme ve yumruklar havada uçuştu. Yere düşen kızlar birbirlerinin saçını çekerek kavgaya devam ederken, arkadaşları genç kızları ayırmakta güçlük çekti. Sokaktan geçen vatandaşlar ve arkadaşları ayırmak istese de başarılı olamadı. Kızlar bir süre sonra ayrılarak olay yerinden ayrılırken, yaşanan olaydan geriye ise cep telefonu kamerasına yansıyan görüntüler kaldı. 

Rusya’da uçak düştü: 1 ölü!

Rusya’nın Leningrad bölgesinde Su- 29 tipi bir spor uçağın iniş yaparken hızını ayarlayamayıp düşmesi sonucu 1 kişi hayatını kaybetti. Rusya Acil Durumlar Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre kaza, Su-29 uçağının yere sert inişi sonucunda meydana geldi. Açıklamada, “Lomah köyü yakınlarında uçağının yere sert iniş yapması sonucu bir kişi öldü” ifadesi yer alıyor. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kazanın sebebi ve ölen kişinin kimliği araştırılıyor. 

Şehriyar İmanbeyli