ZAHA HADİD ÇOK AMAÇLI ÇALIŞIYOR…

Crater, Zaha Hadid’in süreginden, yeni deneyimlerle tasarım ön-yargılarımızla meydan okuyan otuz yıllık keşif ve araştırmalarının son manifestosunu temsil ediyor. Bu ürünle deneyim çizgisini bütünüyle değişik bir hatta kaydıran Hadid, bir masa ve yüzeyine yerleştirilmiş tümüyle farklı nesnelerin ilişkisini sorguluyor. Zaha Hadid’in, sınırları zorlayan tasarım anlayışı ve malzeme alanındaki en son yenilikleri kullanma arzusu, Crater gibi beklenmedik ve dinamik biçimlerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Üç-boyutlu tasarımdaki son gelişmeleri kullanan tasarımcının deneyimleri ve alüminyumla somutlaşabilen akışkan yüzeyler, ürünün gizemli biçimlerinin oluşmasını sağlıyor. Masanın kütlesini azaltan ve üzerindeki nesneleri saf biçimlere dönüştüren Hadid, işlevin mutlak bir dışa-vurumunu sunarak kullanıcıları beklentilerinden kurtarıyor ve ilişkiyi yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Sonrasında her bir işlevi yeniden akıcı bir biçimde birleştirerek öğeler arasında yumuşak geçişler yaratıyor.

Crater’in yüzeyinde beliren, kap ya da şamdan gibi algılanabilecek girinti ve çıkıntıları farklı açılardan gözlemlerken bunların bağımsız birer kütleye sahip olmadığı, bütünün bir parçası olarak, masa yüzeyinin sürekli topografyasındaki öğeler olarak tanımlanabileceği anlaşılıyor. Hadid’in sınırlarını zorladığı morfolojik konsept ve estetik, buradaki gibi birleşimleri kullanabilmemizi sağlıyor. Tasarımın son aşamasından önce bağımsız, ayrık nesneler olarak düşünülen masanın üzerindeki bu yüzey biçimleri, kent ölçeğindeki mimari bir tasarımda yüzey koşullarını belirleyen yapıları andırıyor. Doğa tarafından biçimlendirilmişçesine yüzeye gömülü kraterler, Rus avangard sanatçıları ile Ekspresyonizm’den kalma akıcılığı bir-arada kullanan bir tasarım dilini taşıyor. Yüzeydeki kraterlerden ikisi, doğanın bir rastlantısı gibi masanın sınırlarının dışına taşıyor. Uzayda asılı gibi duran üçüncü krater ise açıkça, yeniden masa ile nesnenin ayrık olup olmadığı sorusu akla geliyor.

Bir cevap yazın